24 Kasım 2015 Salı

A big ray of sunshine.


İnsanlar, dünyaya bir birey getirmiş olmak için değil, yavru köpek sever gibi bir yavru insan sevmek için çocuk yaparlar. Çok değil 3-4 sene sonra da zor geldiği ya da işlerine gelmediği için çocukla uğraşmaktan vazgeçerler. O yüzden günümüzde ne zaman sokağa çıksanız hiçbir sebep yokken etinden et koparılıyormuş gibi çığlık atan ya da sağı solu kırıp tekmeleyen şımarık cehennem iblisleri, ve yanlarında çocuğunu kâle almayan, hayattan bezmiş pişman ebeveynler görürsünüz. Velev ki çocuğu bir oyuncak ya da "eşya" gibi yanlarında tuttular, bir yaştan sonra kendi kendine birey olduğunun farkına varan çocuk ya onlardan kaçıyor, ya da aile işine gelmediği için çocuğun kıçına tekmeyi basıyor. Düşlerini ya da hayallerini gerçekleştirecek bir "avatar" olmaktan ziyade kendi düşünceleri, vicdanı ve hayatı olan bir birey olduğu için zaten hayatları boyunca anlamsız bir kızgınlık duyacakları çocuğa, bir de kendi sapık eğlenceleri (ve kendi biyolojik saatleri geçtiği) için torun sahibi olmak için baskı yapıyorlar, tekrar yavru köpek sever gibi insan sevmek için. Hem bu sefer çocuk onların değil, sorumluluk yok, ne güzel.
Çünkü insanlar bilinçli olsaydı, çocuk yapmazlardı. O çocuğun yavru köpek, peluş oyuncak değil, özerk ve özgür bir birey olacağını öngörürlerdi. Gökyüzünde yaşayan görünmez bir adama taptıkları için tamamen boka sarmış, aşırı nüfus nedeniyle kaynakları hızla tükenen, insanın maymundan evrildiği andan itibaren kümülatif olarak birikmiş sorunları nedeniyle şiddet, baskı, cehalet ve eşitsizlik dolu bir dünyaya çocuk getirmek istemezlerdi. Ha, bu durum insanın elinde de olmayabiliyor. Evet, insan bilinçsiz olarak çocuk yapıyor ama bilinçli olarak çocuk yaptığını zannettiği zaman bile arkasında (soyadını devam ettirmek isteyen egosu ve ailesinin baskısının haricinde ) üçüncü bir neden daha var: Devlet. Sistem. Bİr önceki yazımda belirttiğim gibi, çarkların dönmesi için taze ete ihtiyaç vardır. (The Matrix - insan tarlaları sahnesi.) O yüzden Sistem, kör göze parmak veya subliminal olarak insanları çocuk yapmaya özendirir: dizilerde, filmlerde, reklamlarda vs. cinsellik kullanılır, annelik kavramı yüceltilir, çocuk doğumu "mucize" olarak adlandırılır... Oysa çocuk doğumu kimyasal bir tepkimeden ibarettir, yemek yiyip de kıçımızdan bok çıkmasından daha fazla mucizevi değildir.
Çocuk doğurmak bir hak değildir, hayatınızın amacı değildir, "çatırdamaya" başladığını hissettiğiniz evliliğinizin bir çaresi de değildir. Çocuk sizin malınız değildir, bir bireydir. Hayatın en büyük travması fikri sorulmadan dünyaya gelmektir. Çocuk doğurmadan önce, fiziksel ve ruhsal, çevresel ve ekonomik olarak hazır olduğunuzdan emin olun, sonra tekrar kontrol edin, yine emin oldun. Yapacaksanız da Türkiye'de yapmayın.
"Of Umut ne kadar karamsarsın." He ya, dünya hepinize günlük güneşlik, bir bana kötü.
Ne diyordum ben? Hah, öğretmenler gününüz kutlu olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder