18 Nisan 2010 Pazar

alışveriş merkezi sayıklamaları


geçen gün arkadaşlarımın sinemadan çıkmasını beklerken elime kalem kağıt alıp bir şeyler yazmaya koyuldum. daldan dala atlarken şöyle bir şey karalamışım:

"
bu dünyada bir ilişki yürütmek ya da çocuk sahibi olmak bana oldukça aptalca, mantık dışı geliyor. lakin herkes bunların "tatlı" bir aptallık olduğunu, bunlarsız yaşanamayacağını savunuyor. bu iki şeyin ne kadar saçma olduğunu birisine açıkladığımda "günün birinde sen de anlayacaksın/isteyeceksin" diyorlar. giderek bu eylemi yapmanın beyin hücrelerini öldürdüğünü düşünmeye başlıyorum. yani insanlar bu eylemleri yapınca aptallaşıyor. rasyonel bir insanken bu eylemleri yapmıyorlar. ama ya kendi eksikliklerinden ya da etraftaki bu kadar insanın bunlara sahip olduğunu görünce mutsuz oluyorlar, beyin hücreleri karşılığında bu ikisine sahip oluyorlar. akıllarını feda ediyorlar. hadi ilişki yütümeyi, birisiyle beraber olmayı anlarım; çocuk yapmaya ne oluyor abi? sırf senin apış arandan çıktı diye bir insanı nasıl sahiplenirsin? o yüzden tarihteki en büyük icatlardan birinin prezervatif olduğunu düşünüyorum. zevk amaçlı seks'i daha da kolaylaştırdı evet, ama asıl amacı zaten çocuk oluşumunu engellemek! o, senden bağımsız bir insan, senin mermerden yaptığın bir heykel değil. o, senin soyadının gelecekte de anılmasını sağlayacak bir sanat eseri değil. şu gerizekalı megalomanyaklığından kurtul. çocuk yapma, dünyada yeterince bakıma muhtaç insan var zaten."

ilişki yürütme kısmını tam olarak hatırlamıyorum, yazarken onun da anlamsızlığıyla ilgili bir şeyler vardı kafamda ama unuttum. zaten daha çok şu çocuk meselesi üzerinde durmak istiyorum.

bir tane meşhur reklam vardır alış veriş mağazasında geçen; çocuk ve babası var hani. çocuklardan iğrenmesem sürekli o reklamı izler, herkese de izletirdim. dur bi linkini bulabilirsem:




dikkat, ağır sinir bozucu.

hayatının ilk 10 senesi boyunca avazı çıktığı kadar bağırıp ağlayacak, bu 10 senenin ilk yarısı boyunca sürekli altına sıçacak, bu 10 senenin sonunda bir 10 sene daha anlamsız davranışlarda bulunacak ve sonra siz de artık onu evden kovmak için çaba harcayacaksınız. zaten doğru düzgün yetiştiremezseniz en iyi ihtimalle moronun teki olacak. söylemek istediğim benim çocuklardan daha üstün olduğum değil. ben de bir ara çocuktum, morondum, büyüdüm akıllandım.

bir de dünya nüfusuna yaptıkları katkılar var ki, bu konudaki görüşlerimi şubat'ta yazdığım iki parçalı kaydımda belirtmiştim.

aklım dönüp dolaşıp çocuk yapmanın bencilce bir eylem olduğu sonucuna geliyor. gelecek nesillere kendi soyadını taşıyan bir birey aktarmak, "x'in oğlu/kızı" olarak anılan bir birey yaratmak. çocuğa bağımsız bir birey değil de, tamagotchi, furby muamelesi yapmak, onu bir eşya olarak görmek...

acayip zahmetli bir iştir çocuk yetiştirmek. dünyada milyonlarca insanın bilinçsizce yapması, sizin de elinizi kolunuzu sallaya sallaya yapmanız gerektiğini göstermez. unutmayın: katiller, faşistler, yobazlar da eskiden birer çocuktu. "bir bebekten katil yaratma eğitim merkezi" diye bir yerden geçmiyorlar.


not: yaklaşık 24 saat önce yayınlamam gereken bu yazıyı anca bitirdim, üzgünüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder